25 Eylül 2011 Pazar

Herşeyin Bir Vakti Var


Canımın yarısının, her zaman söylediği ünlü bir söz var:"Ne yaparsan yap zamanın umrunda değilsin...".

Hayatının bekleme süreçlerini yaşadığında, birşeylerin biran önce gerçekleşmesini istediğinde, ne yaparsan yap vakti gelmediyse olmuyor o iş.

Zamanın geçmesini istiyorsun duruyor, durmasını istiyorsun geçiyor sanki...

Bu konu üzerine çok şey söyleyebilirim ama çıkardığım sonuç şu; bakmayı bilirsen zaman hep senin istediğini değil makul olanı yapıyor...

Yapmanız gerekeni olduğunuz anda yapın  derim, ne bir adım ilerisini ne de gerisini düşünün...

Kardeşimin masaüstüne kaydettiği bir word belgesi gözüme çarptı bugün Ece Temelkuranın yazısı...
Seninle de paylaşayım dedim...



…….
Ne zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri benim ondan daha fazla bir şey bildiğimi sanarak bana sorduysa “bu işin olurunu”, dedim ki:
Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama.

Git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü.

Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap.

Çünkü…

Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü.

Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Âşık mı olmadın on altı yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda.

Maceraya mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.

Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı.

Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları.

Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını.

Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.
(ECE TEMELKURAN)

23 Eylül 2011 Cuma

Kimse Bilmez

Bulut geçti gözyaşları kaldı çimende...
Hadi birlikte dinleyelim

Melankoli


Ölüme beş kala yazmayı planladıklarım öyle çok birikti ki...

Susarak gömülmeyi hayal ediyorum...

Susmak en feci çığlık,
Susmak derinliği dillendirememek,
Susmak giderken acımı da omuzlayıp götürmek...

22 Eylül 2011 Perşembe

15 Eylül 2011 Perşembe

Göğüs Sıkılaştırma Egzersizi

Bu beş dakikalık egzersiz ile dik ve sıkı göğüslere sahip olacaksın...
Tabi her gün yapabilirsen...
Kolay gelsin...



11 Eylül 2011 Pazar

Özledim


Kapattım gözlerimi,
Ve hayal alemi...

Özledim sonsuz gözlerini,
Ve kokunu ve ellerini...

8 Eylül 2011 Perşembe

7 Eylül 2011 Çarşamba

Gribe Doğal Çare

 Gribin de doğal yollardan tedavisi mümkünmüş. Tabi c vitamini alımı ile griple başetmenin mümkün olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi Pembe Köşe bayanları. O zaman size bir formül vereyim bunu Prof. Dr. Zeki Özer tarif etmiş:

Soğan, turp ve balla yapılan bu harika formülün hazırlanması da oldukça kolay:
“Bir baş soğan ile siyah veya kırmızı turp rendelendikten sonra, soğanın ya da turpun miktarı kadar üzerine süzme bal konulup yarım saat bekletilmeli. Oluşan sıvı karışım, sıkılıp süzülerek ayrı bir kaba alındıktan sonra serin bir yerde saklanmalı. Bu sudan hergün, öğle ve akşam yemeklerinden sonra ve yatarken ikişer kaşık içilmeli.

Karışımın süzüldükten sonra geriye kalan posa bölümü ekmeğe sürülerek de yenilebilir. Bu işlem birkaç gün tekrarlandığında grip rahatsızlığı tamamen ortadan kalkar. Eğer bu karışım hastalığa yakalanmadan önce kullanılırsa o kişinin gribe yakalanma ihtimali yok olur.”

CANLAR...